içeriğe atla

KPI enflasyonuna karşı: az ama anlamlı

PMO (Project Management Office) raporlaması zamanla bir eğilim gösteriyor: her ekip, her paydaş kendi önemsediği bir metriği rapora ekliyor, sayı sürekli büyüyor. Altı ay sonra 40 satırlık bir gösterge tablosu ortaya çıkıyor — hiçbiri yanlış değil, ama hiçbiri de tek başına bir karar aldırmıyor.

Buna KPI enflasyonu diyorum: metrik sayısı arttıkça, her birinin taşıdığı bilgi değeri düşüyor. Rapor okuyan kişi 40 satırın hepsini takip edemediği için ya hiçbirine bakmıyor ya da rastgele birkaçına odaklanıyor — hangi birkaçının gerçekten önemli olduğu metrik listesinden anlaşılmıyor.

İyi bir KPI’ın üç özelliği olması gerekiyor: karar aldırıyor (bu sayı değiştiğinde biri bir şey yapacak mı, yoksa sadece “ilginç bilgi” mi), zamanında geliyor (haftalık karar için aylık gecikmeli veri işe yaramıyor), sahibi var (bu metrik kötüleşirse kim harekete geçecek). Bu üçünü karşılamayan bir metrik, rapor değeri değil rapor gürültüsü.

Pratikte işe yarayan yaklaşım: yeni bir metrik eklemeden önce eskilerinden birini çıkarmayı zorunlu kılmak. Bu, “hepsi önemli” savunmasını hızla eleyip gerçekten neyin karar aldırdığını ortaya çıkarıyor.

Bunu neden önemsiyorum: “daha fazla ölçüyoruz” genelde “daha iyi yönetiyoruz” sanılıyor. Oysa çok fazla metrik, az metrikten daha kötü bir şeffaflık üretebiliyor — herkes bir sayıya bakıyor ama kimse aynı sayıya bakmıyor.